<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>islami sohbet</title>
	<atom:link href="http://islamisohbetix.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://islamisohbetix.wordpress.com</link>
	<description>islami sohbet, chat, islamin chat, islam bilgileri, ahlak, chat sohbet</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Sep 2009 22:14:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>als</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='islamisohbetix.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>islami sohbet</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://islamisohbetix.wordpress.com/osd.xml" title="islami sohbet" />
	<atom:link rel='hub' href='http://islamisohbetix.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Allah’ın &#8220;kün&#8221; yani &#8220;ol&#8221; emrini nasıl anlamalıyız?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz-2/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 22:14:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Forum]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Site]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>
		<category><![CDATA[Dini Sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[iSlami Forum]]></category>
		<category><![CDATA[iSlami Sohbetler]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Chat]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Site]]></category>
		<category><![CDATA[İslami Sohbet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[Âlimlerimiz buradaki ol emrini, kudretin hemen faaliyete geçmesi olarak açıklamışlar. Tıpkı, “Her şeyin melekûtu (iç yüzü) Onun elindedir” âyetindeki el tabirini, kudret olarak tefsir ettikleri gibi, bu ol emrini de yine kudret ve irade olarak tefsir etmişler. Ve bundan murat, “Allah’ın dilediği şeyin hiçbir engel olmaksızın hemen meydana gelmesidir.” demişler. Diğer bir âyet-i kerime: “Doğrusu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=105&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Âlimlerimiz buradaki ol emrini, kudretin hemen faaliyete geçmesi olarak açıklamışlar. Tıpkı, “Her şeyin melekûtu (iç yüzü) Onun elindedir” âyetindeki el tabirini, kudret olarak tefsir ettikleri gibi, bu ol emrini de yine kudret ve irade olarak tefsir etmişler. Ve bundan murat, “Allah’ın dilediği şeyin hiçbir engel olmaksızın hemen meydana gelmesidir.” demişler.</p>
<p>Diğer bir âyet-i kerime:</p>
<p>    “Doğrusu Allah indinde İsa’nın meseli, Âdem meseli gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ol dedi, o da oluverdi.”<br />
    (Âl-i İmran Sûresi , 59)</p>
<p>Bu âyet-i kerimede geçen &#8220;ol&#8221; emrinin mânâsına bir derece yanaşmak için eşya hakkındaki şu sınıflandırmayı dikkate almak gerekiyor: Halk âlemi, Emir âlemi. Beden halk âleminden, ruh ise emir âleminden. Halk âlemi bu hikmet dünyasında safha safha meydana gelmekte. Tedricen, yâni kademeli olarak yaratılmakta. Emir âlemi için ise bu tarz bir yaratılış söz konusu değil. O âlemde her şey bir anda vücut buluyor. Ruh, değişik safhalardan geçip de sonunda o hâli almış değil. Doğrudan ruh olarak yaratılmış. İnsan bedeninde vazife görmeğe başlaması da yine bir anda.</p>
<p>Önce topraktan yaratılan Âdem babamıza daha sonra &#8220;ol&#8221; emrinin verilmesini Muhyiddin-i Arabî hazretleri bu emir kanunuyla izah eder: “Ol denince oluverir kavl-i şerifi, ruhun üflenişine işarettir. Ve bunun, emir âleminden olduğuna işarettir. Önceden bedenin yaratılışı gibi bir madde ve müddete ihtiyaç kalmadığını ifade eder.” buyurur.</p>
<p>Bahsimize konu olan bu âyet-i kerime akla engin bir ufuk açıyor. Önce topraktan Hz. Âdem (as.) yaratılıyor ve sonra ona &#8220;ol&#8221; emri veriliyor. Bu emirle Hz. Âdem’in (as.) topraktan inşa edilen cesedi ruha, hayata kavuşuyor. Nitekim bu &#8220;ol&#8221; emrini büyük müfessir Elmalılı Hamdi Efendi, “Canlı bir mahlûk kesil.” şeklinde tefsir ediyor. Zira, zaten var olan bir nesneye yeniden &#8220;ol&#8221; emri verilmesi, onun yeni bir şekle girmesi demek olmalı, aksi halde bu emre bir mânâ vermek mümkün olmaz.</p>
<p>Buna göre, “İnsan bir anda yaratılıyor.” diyebiliriz. Ama, elbisesi dokuz ayda inşa ediliyor. Diğer varlıklar da öyle. Çekirdeklerdeki ilâhî şifrenin teşekkülü de ruh gibi bir anda, daha doğrusu zamansız yaratılır, ama çekirdeğin ağaç olması yıllar sürer.</p>
<p>Şimdi bu âyetin penceresinden etrafımızdaki sonsuz faaliyetlere bir göz atalım ve &#8220;ol&#8221; emrini onlarda görelim, okuyalım.</p>
<p>Hidrojen ve oksijen bir &#8220;ol&#8221; emriyle su oluvermişlerdir. İki zıt kutup bir emirle birleşmiş ve bambaşka bir şey olmuşlardır. Yenilen gıda bir süre sonra insan tohumu olur, yine &#8220;ol&#8221; emriyle. Bu emir olmasa, yâni ilâhî kudret yaratmasa gıdayı insan yapmak mümkün mü?</p>
<p>Ve rahimde nutfeye yeni bir emir gelir: alâka &#8220;ol&#8221;. Bu emir ve benzerleri aralıksız tekrarlanır. İlâhî kudret ve irade o tohumu halden hâle evirip çevirir ve sonunda insan vücut bulur. Demek ki nutfeye “İnsan ol.” denmemiş, sadece “Alâka ol.” denmiştir. Eğer “İnsan ol.” emri verilseydi rahimde o an bebek teşekkül ederdi. Dünya hikmet âlemi olduğu için, yaratılış sebepler tahtında ve kademeli olarak icra edilmekte. Ve bu safha safha yaratılışla nice sanatlar sergilenmekte.</p>
<p>Bir anda insan yapmak Allah’a mahsus bir sanat. Aynı şekilde nutfe yaratmak, onu halden hâle çevirmek ve sonunda insan hâline sokmak da ayrı birer ilâhî sanat. Bu hikmet dünyasında bu ilâhî sanatların teşhir edilmesi için &#8220;ol&#8221; emri, “Son şeklini al.” şeklinde değil de, “Bir sonraki tavrına gir.” tarzında verilmiş oluyor.</p>
<p>Emdiğimiz havaya gırtlakta, ağız boşluğunda ve dudakta ayrı emirler veriliyor ve böylece değişik harfler dökülüyor ağzımızdan. Demek ki havaya emir var, “Ses ol.” diye. Hem de değişik şekillerde. Allah, ağız fabrikasında havadan ses yaratıyor; yine &#8220;ol&#8221; emriyle.</p>
<p>O ses, mübarek bir kelime ise, rahmanî bir hakikat terennüm ediyorsa yeni bir emir alıyor: &#8220;Melek ol&#8221;. Okunan tespihlerden, tekbirlerden, hamdlerden, yâni bütün mukaddes kelimelerden melek yaratılıyor. Havaya “Ses ol.” diyen, sese de “Melek ol.” diyebilir. Bu emre, bu iradeye karşı çıkacak kimdir?</p>
<p>Göz fabrikasına giren ışık da benzer bir emir alıyor: “Göz nuru ol.” Güzel bir cümle işitiyoruz. O söz aklımızda bilgi oluyor, yine “kün” emriyle. Kalp o sözden hoşlandı mı yeni bir emir geliyor: “Feyiz ol!”, “Huşû ol!”, “Sevgi ol!” diye&#8230;</p>
<p>Kısacası kâinat “kün” emrinin tecellileriyle dolu. Toprağa “Çiçek ol.” deniliyor; buluta “yağmur”&#8230;</p>
<p>Çekirdeğe “Ağaç ol!” emri geliyor, yumurtaya “civciv”&#8230;</p>
<p>Yediğimiz gıda, bedenimizde nice emirler almakta: &#8220;Et ol&#8221;, &#8220;ilik ol&#8221;, &#8220;kan ol&#8221;, &#8220;kemik ol&#8221;, &#8220;sinir ol&#8221;, &#8220;saç ol&#8221;, &#8220;tırnak ol&#8221; gibi&#8230;</p>
<p>Bir zamanlar maddeleri bir olan güneş sistemi de benzer emirler almıştı&#8230; &#8220;Dünya ol&#8221;, &#8220;Merkür ol&#8221;, &#8220;Ay ol&#8221; gibi&#8230;</p>
<p>Kün emrine akıl erdiremeyenlerin hayatları bu emrin cilveleriyle aralıksız kaynaşıyor. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/105/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/105/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=105&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yoktan yaratmayı kabul etmeyenlere nasıl cevap vermemiz gerekiyor?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor-2/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor-2/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 22:12:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Yaratma iki şekilde oluyor. Biri ibda yani vasıtasız, doğrudan doğruya yaratma, diğeri ise inşa yoluyla yani mevcut varlıklardan bir yenisini süzme, sebepler yoluyla yeni bir şey vücuda getirme şeklinde. Bunların her ikisinin de en güzel misali kendi varlığımızda bulunuyor. Ruhumuz ibdaya, bedenimiz inşaya misal. Ruh bir başka şey kullanılarak, vasıtalı olarak değil doğrudan yaratılıyor. Beden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=103&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaratma iki şekilde oluyor. Biri ibda yani vasıtasız, doğrudan doğruya yaratma, diğeri ise inşa yoluyla yani mevcut varlıklardan bir yenisini süzme, sebepler yoluyla yeni bir şey vücuda getirme şeklinde. Bunların her ikisinin de en güzel misali kendi varlığımızda bulunuyor. Ruhumuz ibdaya, bedenimiz inşaya misal. Ruh bir başka şey kullanılarak, vasıtalı olarak değil doğrudan yaratılıyor. Beden ise bu kainattan süzülen gıdaların baba ve anne denilen iki ayrı fabrikadan süzülmeleriyle yaratılıyor. Her ikisi de Allah’ın ayrı birer mucizesidir ve ayrı isimlerini ilan ederler.</p>
<p>Çevremizde gördüğümüz varlıkların bedenleri hep inşa yoluyla yaratıldığından ve biz ruhlar alemini, melekler aleminin göremediğimizden, bazıları yanlış bir mantıkla, yaratmayı sadece inşaya inhisar ettiriyorlar ve yoktan yaratmayı inkar ediyorlar.</p>
<p>“Yok var olmaz, var olan da yok olmaz.” sözü bir yönüyle doğru, diğer yönüyle yanlış. Bu sözü, maddeye ezeliyet isnat ederek yaratılışı inkâr maksadıyla söyleyenlere elbette katılmak mümkün değil. Doğru olan tarafı şu: Bugün gördüğümüz hiç bir varlık, yokluktan meydana gelmemiştir. Zira, varlık yokluğun zıddıdır. Bir şeyin kendi zıddına inkılap etmesi ise imkânsız. Kaldı ki, “yok var olur” dediğinizde, “yok” diye bir şeyin varlığını kabul etmiş olursunuz. Bu ise bir tezattır. O halde gerçeği şöylece ifade edebiliriz: Yok diye bir şey mevcut değildir. Görünen ve görünmeyen bütün âlemler, “yokluktan” değil, “yok iken” var edilmiş, varlık sahasına çıkarılmışlardır.</p>
<p>Cenâbı Hak, iman için, ibadet ve marifet için yarattığı insana, nice hakikatleri anlamanın da ölçülerini lütfetmiş. Bu, var olma olayının da en güzel bir misalini insan ruhunda buluruz: Bir cümleyi zihninizde kurup şekillendirdiğinizde, o cümle o anda sizin için varlık sahasına girmiştir. O artık yok değildir. Ama aynı cümle sizin dışınızdaki kimseler için yoktur. Ancak onu yazdığınızda yahut söylediğinizde cümle başkaları için de varlık sahasına çıkmış ve kabul edilmiş olur. Siz o cümleyi zihninizde kurmadan önce böyle bir cümle yoktu, ama yoklukta değildi. Siz onu yokluk denilen bir âlemden tutup da meydana çıkarmış değilsiniz.</p>
<p>Yokluk hiçbir varlığın tarlası değil, tezgâhı değil, yahut hammaddesi değil. Gördüğümüz bütün şu varlık âlemi de, yok iken yaratılmıştır, ama yokluktan yaratılmamıştır. Her varlığın şu harika nizamı, intizamı, hikmeti, faydası onun mükemmel bir plândan, yâni kaderden geldiğini açıkça ders verdiğine göre, ilâhî ilimde takdir edilen bir varlık mutlak yoklukta değildi. Ama biz o varlığı ancak yaratıldığı zaman görebiliyor ve ona ancak o zaman “var” diyebiliyoruz. Bu varlık, dünya sayfasından silindiği zaman da bizim için yok oluyor, ama yokluğa gitmiyor.</p>
<p>Yokluktan gelme olmadığı gibi, bunun bir sonucu olarak yokluğa gitme de yoktur. O halde, “Var olan yok olmaz.” sözü ancak, “Bu dünyadan giden varlıklar mutlak yokluğa düşmezler, Allah’ın ilminde varlıklarını sürdürürler.” mânâsında doğrudur.</p>
<p>Nur Külliyatından konumuza ışık tutan bir ders: “Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir unvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik ayan-ı sabite tabir etmişler.” Ayan-ı sabite, “eşyanın ezelden beri ilm-i ilâhîde sabit olan hakikatleri” şeklinde tarif ediliyor. Bunun bir diğer ismi de “mahiyet.”</p>
<p>Cenabı Hakk’ın zâtı birdir ama isimleri yüzlerce, binlercedir. Hatta bazı zâtlara göre ilâhî isimler sonsuzdur. İşte bu isimler arasındaki farklılık, onların tecelli ettiği varlıkların da farklı mahiyette olmalarını zorunlu kılmıştır.</p>
<p>Bu ifadede bir kademe atlamış bulunuyoruz. İlâhî isimlerdeki farklılıklar, farklılığını netice verir, mahiyetlerin farklılığı da, mahlûkatın farklılığını. İlim dairesindeki eşyanın yanim mahiyetlerin müstakil bir varlıkları yoktur. İlim dairesindeki taş sert olmadığı gibi, insan da hayat sahibi değildir.</p>
<p>Allah’ın ezelî ilmindeki varlıklar, ancak yaratıldıklarında kendilerine bu âleme mahsus sıfatlar takılır. Bütün eşya, henüz yaratılmadan Allah’ın ezelî ilminde mevcuttur. Zamandan münezzeh olan Allah, eşya hakkında sonradan bilgi edinmekten münezzehtir.</p>
<p>“Eşya zevâl ve ademe gitmiyor, belki daire-i kudretten daire-i ilme geçiyorlar.” cümlesinde, “Eşya yokluk ve hiçlikten gelmiyorlar, belki ilim dairesinden kudret dairesine geçiyorlar.” hükmü de saklıdır. Zira, yokluğa gitmeyen yokluktan da gelmiyor demektir.</p>
<p>O halde, “Var yok olmaz, yok var olmaz.” sözünü söyleyenler, varlığı sadece madde âlemi olarak görmekle hataya düşmüşler, bu âlemin temel unsurlarının sabit kalmasını bir ilâhî nizam olarak değerlendirmek yerine, maddeye ezeliyet vermiş ve her şeyi maddenin yaptığını iddia etmekle hakikatten sapmış, hidayetten uzaklaşmışlardır. Ama bu cümleyi, “İlâhî ilimde mahiyetleri tahakkuk eden varlıkların bu âleme gelmeleri mutlak yokluktan değildir, bu dünyadan göçmeleri de yokluğa gitme değildir.” mânâsında kullansalardı, gerçeği ifade etmiş olurlardı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/103/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/103/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=103&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/09/08/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bazıları yaratılışı tesadüfle açıklamaya çalışıyorlar. Bunlara ne dersiniz?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/bazilari-yaratilisi-tesadufle-aciklamaya-calisiyorlar-bunlara-ne-dersiniz/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/bazilari-yaratilisi-tesadufle-aciklamaya-calisiyorlar-bunlara-ne-dersiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 17:18:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[İnanç tartışmalarının tartışmasının altında, genellikle, şu soru yatıyor: İrade mi, tesadüf mü? Yâni, bu âlemi şu hazır hâline, mutlak bir irade, sonsuz bir ilim, nihayetsiz bir kudret sahibi mi getirmiş; yoksa bu gözler kamaştıran güzellikler, bu akıllara durgunluk veren eserler rasgele mi vücut bulmuşlar? Tesadüf ve rasgele kelimeleri, ihtimaller teorisinde çok geçer. Bu teoride bir [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=101&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnanç tartışmalarının tartışmasının altında, genellikle, şu soru yatıyor: İrade mi, tesadüf mü? Yâni, bu âlemi şu hazır hâline, mutlak bir irade, sonsuz bir ilim, nihayetsiz bir kudret sahibi mi getirmiş; yoksa bu gözler kamaştıran güzellikler, bu akıllara durgunluk veren eserler rasgele mi vücut bulmuşlar?</p>
<p>Tesadüf ve rasgele kelimeleri, ihtimaller teorisinde çok geçer. Bu teoride bir çarpma kaidesi vardır. Kaideyi kısaca şöyle ifade edebiliriz. Birbirinden bağımsız olayların birlikte meydana gelmeleri ihtimali, bunların ayrı ayrı meydana geliş ihtimallerinin çarpımına eşittir. Bu kaideyi, çoğu zaman başvurulan “torbadan harfler çekip kelime yazma” misâliyle izah edelim. Bir torbaya yirmi dokuz harfi koyalım ve harfleri torbadan sırayla çekerek herhangi bir kelime yazmak isteyelim.</p>
<p>Çektiğimiz bir harfi tekrar torbaya iade ettiğimiz takdirde, her harfin çekilme ihtimali her seferinde 1/29’dur. Bu harfi torbaya iade ettiğimizde ikinci çekişte “a” gelme ihtimali yine 1/29’dur ve sabittir. Bu harflerle bir kelime, meselâ “bahçe” yazmak isteyelim. Torbadan çektiğimiz ilk harfin “b” olması ihtimali 1/29’dur. Bu harfi torbaya iade ettiğimizde, ikinci çekilişte “a” gelme ihtimali yine 1/29’dur. Birincinin “b”, ikincinin “a” gelme ihtimali ise bu iki ihtimalin çarpımına, yâni 1/29’un karesine eşit olur. Bu ise yaklaşık, “binde birlik bir ihtimal” ifade eder. Yâni, yaptığımız iadeli çekişlerle iki harfli bin ayrı kelime yazabiliriz; ın, ak, sn, mb, au, ik&#8230; Gibi. Bunlardan birisi de “ba” kelimesidir ve sırayla yaptığımız iki ayrı çekişle bu kelimeyi yazma ihtimalimiz binde birdir.</p>
<p>Birinci harfin “b”, ikincinin “a”, üçüncünün “h” gelme ihtimali ise 1/29’un üçüncü kuvveti kadardır ve yirmi beş binde birlik bir ihtimal demektir. Sözün kısası, bahçe kelimesini bu çekişlerle tesadüfen yazma ihtimalimiz yirmi milyonda birdir.</p>
<p>Şimdi düşünelim, beş harfli bir kelimenin tesadüfen yazılma ihtimali yirmi milyonda bir olunca bir satırın, paragrafın, hele bir kitabın bu tip çekişlerle rasgele yazılması mümkün mü?</p>
<p>Kaldı ki, insanın yazı yazması bu misalle açıklanacak cinsten değil. Biz harfleri torbadan çekmiyor, zihnimizde teşekkül ettiriyoruz ve öylece kaleme alıyoruz. Buna göre bir insanın herhangi bir kelimeyi tesadüfen yazması mümkün değildir. Bir kere, adam eline kalem almaya mecbur değil. Alsa da kalemini hareket ettirmeye, ettirse de yazı yazmaya mecbur değil, rasgele bir çizgi, yahut bir şekil, bir resim de çizebilir. Harfleri rasgele de sıralayabilir. Sonsuz denecek kadar çok şekil, resim ve kelime içerisinden bahçe kelimesinin tesadüfen yazılma ihtimali sonsuzda birdir ve sıfıra eşittir. İhtimal sıfır olunca iki hâl söz konusu oluyor. Ya o kelime meydana gelmeyecektir, geliyorsa bu hâdise ihtimalle değil, irade ile izah edilecektir. Buna göre yazı vücut bulmuşsa, o insan bahçe yazmayı irade etmiş demektir.</p>
<p>Bir misâl de kâinattan verelim. Şu üzerinde oturup her yıl güneş etrafında bir tur attığımız yer küresi, kâinattaki sonsuz denecek kadar çok gök cisminden sadece bir tanesi. Bu kürenin meydana gelişini ihtimalle izah etmek mümkün değil. İlim bize bildiriyor ki, yer küremiz şu hazır yerinden başka bir yerde bulunsaydı, şu mevcut süratinden daha farklı bir süratle dönseydi, yahut hiç dönmese sabit kalsaydı, şu eğiminden daha ayrı bir eğime sahip olsaydı, üzerine hava sarılmasa toprak döşenmeseydi ve böyle daha nice şartlar tahakkuk etmeseydi dünyada hayat olmazdı. Biz bu sayılan ve sayılmayan binlerce faktörden sadece birisi olan mekân faktörü üzerinde durmak isteriz. Arz küresinin şu sonsuz fezada şu hazır mekânda bulunma ihtimali sonsuzda birdir ve sıfıra eşittir. Bu hâdise, ihtimalle izah edilemez.</p>
<p>Kaldı ki, her şeyden önce, arz küresinin yaratılması bir iradeyi gerektiriyor. Önceki misalde kelimenin yazılması gibi.</p>
<p>Kâinatın yaratılışını tesadüfle ve evrimle izah edemeyeceklerini çok iyi bilenler, meseleyi dar bir sahaya çekmeyi tercih ettiler ve insanın yaratılışı üzerinde kalem oynatmaya, tahminler yürütmeye kalkıştılar. Bir hayli şahsî ve indî görüş çıktı ortaya. Kimi, insanın maymundan geldiğini iddia etti. Kimi, kurbağadan; kimi, tarla faresinden. Bir başkası insanın, tek bir türün evrimleşmesiyle değil, ancak iki türün ortak mahsulü olarak ortaya çıktığını savundu ve bu türleri ayı ve kurt olarak ilân etti.</p>
<p>Doğrusu, her gün ayrı bir hayvanın kapısını çalan bu grubun, nerede konaklayacakları merak edilmekte. </p>
<p>kaynak : http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=2544</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/101/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/101/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=101&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/bazilari-yaratilisi-tesadufle-aciklamaya-calisiyorlar-bunlara-ne-dersiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yaratılışta noksanlık var mı ?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yaratilista-noksanlik-var-mi/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yaratilista-noksanlik-var-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 17:18:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[Burada asıl düşünülmeye değer bir husus var. Acaba yaratılışa noksanlık isnat edenler, yaratılışın noksanını idrak edecek bu mükemmelliği nereden elde etmişler? Kendileri de o noksan yaratılışın parçalarından oldukları halde, yaratılışın noksanı hakkında verdikleri bu hükmün doğruluğunu bize ne ile ispat edecekler? Haşa, noksan olan bir yaratıcının yarattığı şeylerin de noksan olması lazım gelir. Zira eğri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=99&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Burada asıl düşünülmeye değer bir husus var. Acaba yaratılışa noksanlık isnat edenler, yaratılışın noksanını idrak edecek bu mükemmelliği nereden elde etmişler? Kendileri de o noksan yaratılışın parçalarından oldukları halde, yaratılışın noksanı hakkında verdikleri bu hükmün doğruluğunu bize ne ile ispat edecekler? Haşa, noksan olan bir yaratıcının yarattığı şeylerin de noksan olması lazım gelir. Zira eğri bir şeyin gölgesi de eğri olmak gerekir.</p>
<p>Eğer kendilerinde yaratılışın noksanlığına hükmedecek bir mükemmellik varsa, onların bu mükemmelliği mutlaka, onun üstünde olan bir mükemmelliğin eseri olması gerekir. Çünkü noksandan, noksansız olan bir şey çıkmaz. Öyle mükemmel varlıkları yaratan bir Yaratıcının, yaratma ve kudretinin de noksan olamayacağı aşikardır.</p>
<p>kaynak : http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=2515</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/99/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/99/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=99&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yaratilista-noksanlik-var-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Kadının yaratılışı nasıl olmuştur ?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 17:17:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Kur`an-ı Kerimin açık ifadesiyle ilk insan Hz. Adem`dir. Cenab-ı Hak onu yaratırken toprak unsurunu tercih etmiş, ondan yaratmış, daha sonra da ruh vermiştir. İlahi hikmet, hem Hz. Adem`e bir can yoldaşı olması hem de insan nevinin üreyip çoğalması için Havva validemizi yaratmıştır. Nisa Sûresinin 1. ayet-i kerimesinde bu yaratılış, &#8220;O insandan eşini vücuda getirdi&#8221; mealindeki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=97&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur`an-ı Kerimin açık ifadesiyle ilk insan Hz. Adem`dir. Cenab-ı Hak onu yaratırken toprak unsurunu tercih etmiş, ondan yaratmış, daha sonra da ruh vermiştir. İlahi hikmet, hem Hz. Adem`e bir can yoldaşı olması hem de insan nevinin üreyip çoğalması için Havva validemizi yaratmıştır.</p>
<p>Nisa Sûresinin 1. ayet-i kerimesinde bu yaratılış, &#8220;O insandan eşini vücuda getirdi&#8221; mealindeki cümlesiyle ifade edilir.</p>
<p>Meşhur tefsirlerde bu ayet açıklanırken şöyle denilir: Cenab-ı Hak, Havva`yı Hz. Adem`in sol kaburga kemiğinden yarattı. O sırada Hz. Adem`i hafif bir uyku tuttu. Bir müddet sonra uyandığında Hz. Havva`yı gördü. İlk anda şaşırdı, sonra çok sevindi. Kalbi hemen ona ısındı ve aralarında bir ünsiyet ve ülfet meydana geldi.</p>
<p>Bu mesele hadis-i şeriflerde açıkça beyan edilir. Bu hususta rivayet edilen iki hadis-i şerifin meali şöyledir:</p>
<p>Ebû Hüreyre (r.a.) rivayet ediyor. Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyurmuşlardır: &#8220;Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. O, memnun olacağın bir tarzda dosdoğru devam edemez. Eğer ondan faydalanmak istiyorsan bu eğri haliyle birlikte faydalanırsın. Tam arzuna göre düzeltmeye kalkarsan onu kırarsın. Onun kırılması da boşanmasıdır.&#8221;</p>
<p>Hz. Ebû Hüreyre`nin başka bir rivayetinde de Peygamber Efendimiz (a.s.m.) şöyle buyururlar:</p>
<p>&#8220;Allah`a ve Ahiret gününe iman eden, bir meseleye şahit olduğu, gördüğü zaman ya hayır konuşsun veya sussun. Kadınlar hakkında iyilik ve hayır tavsiye ediniz. Çünkü onlar kaburga kemiğinden yaratılmışlardır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı da üst tarafı, uç kısmıdır. Eğer onu doğrultup düzeltmeye kalkışırsanız, onu kırarsınız. Kendi halinde bırakırsanız daima eğri kalır. Öyle ise birbirinize, kadınlara iyi davranmayı tavsiye ediniz&#8221; (1)</p>
<p>Hadis-i şerif, ilk kadın olması itibariyle Hz. Havva` nın, dolayısıyla bütün kadın sınıfının hem maddi bakımdan yaratılışına, hem de huy, karakter, tabiat, mizaç ve bünyesine işaret etmektedir. Hz. Havva ilk kadındı. Cenab-ı Hak onu bir hikmet eseri olarak Hz. Adem`in bir parçasından yaratmıştı. Daha sonraki bütün kadın ve erkekler bu iki insandan türemiş, çoğalmıştır.</p>
<p>Gerek Hz. Adem`in yaratılışında, gerekse daha sonra Havva validemizin yaratılışında nasıl bir yaratılış kanunu, hangi hikmete binaen cereyan etmiştir, bilemiyoruz. Bu, kudret-i İlahiyeyi göstermesi yanında, aynı zamanda insan yaratılışına babayı birinci derecede, anneyi de tali, ikinci derecede gösteriyor. Yani çocuğun teşekkülüne sebep olan sperm erkekten geldiğinden, bu durumda baba birinci derecede rol oynamaktadır. Elmalılı merhumun ifadesiyle &#8220;Telkihi yapan erkek ve alan kadın olmak haysiyetiyle erkek mukaddem, kadın tali bulunuyor.&#8221;(2)</p>
<p>Ayrıca ilk erkek olan Hz. Adem`in, ilk kadın olan Havva`nın yaratılışı tamamen istisnai bir durumdur. Şu noktayı da önemle belirtmek gerekir. Bilim adamlarımızın ifadesine göre insanın her hücresinde, program bazında, bütün organlarının karakterleri mevcuttur. Hangi şey yaratılacaksa ona ait özelliklerin ortaya çıkmasına izin verilir, diğerleri baskı altında tutulur. Buna göre, Hz. Havva`nın yaratılışında kaburga kemiğinden bir hücre, temel olmuş olabilir. Bu hücre bir saç hücresi yahut ciğer hücresi de olabilirdi. İlahi hikmet bunu böylece takdir etmiştir.</p>
<p>kaynak : http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=2467</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/97/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/97/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=97&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/kadinin-yaratilisi-nasil-olmustur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Allah’ın &#8220;kün&#8221; yani &#8220;ol&#8221; emrini nasıl anlamalıyız?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 17:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[“Kün” emriyle ilgili âyet-i kerimelerden iki misal: “Göklerin ve yerin mübdi’idir. (Onları önceden hiçbir örneği bulunmaksızın yaratandır.) Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece ol der, o da oluverir. ” (Bakara Sûresi, 117) Âlimlerimiz buradaki ol emrini, kudretin hemen faaliyete geçmesi olarak açıklamışlar. Tıpkı, “Her şeyin melekûtu (iç yüzü) Onun elindedir” âyetindeki el tabirini, kudret olarak [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=95&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Kün” emriyle ilgili âyet-i kerimelerden iki misal:</p>
<p>    “Göklerin ve yerin mübdi’idir. (Onları önceden hiçbir örneği bulunmaksızın yaratandır.) Bir şeyin olmasını isteyince ona sadece ol der, o da oluverir. ”<br />
    (Bakara Sûresi, 117) </p>
<p>Âlimlerimiz buradaki ol emrini, kudretin hemen faaliyete geçmesi olarak açıklamışlar. Tıpkı, “Her şeyin melekûtu (iç yüzü) Onun elindedir” âyetindeki el tabirini, kudret olarak tefsir ettikleri gibi, bu ol emrini de yine kudret ve irade olarak tefsir etmişler. Ve bundan murat, “Allah’ın dilediği şeyin hiçbir engel olmaksızın hemen meydana gelmesidir.” demişler.</p>
<p>Diğer bir âyet-i kerime:</p>
<p>    “Doğrusu Allah indinde İsa’nın meseli, Âdem meseli gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ol dedi, o da oluverdi.”<br />
    (Âl-i İmran Sûresi , 59)</p>
<p>Bu âyet-i kerimede geçen &#8220;ol&#8221; emrinin mânâsına bir derece yanaşmak için eşya hakkındaki şu sınıflandırmayı dikkate almak gerekiyor: Halk âlemi, Emir âlemi. Beden halk âleminden, ruh ise emir âleminden. Halk âlemi bu hikmet dünyasında safha safha meydana gelmekte. Tedricen, yâni kademeli olarak yaratılmakta. Emir âlemi için ise bu tarz bir yaratılış söz konusu değil. O âlemde her şey bir anda vücut buluyor. Ruh, değişik safhalardan geçip de sonunda o hâli almış değil. Doğrudan ruh olarak yaratılmış. İnsan bedeninde vazife görmeğe başlaması da yine bir anda.</p>
<p>Önce topraktan yaratılan Âdem babamıza daha sonra &#8220;ol&#8221; emrinin verilmesini Muhyiddin-i Arabî hazretleri bu emir kanunuyla izah eder: “Ol denince oluverir kavl-i şerifi, ruhun üflenişine işarettir. Ve bunun, emir âleminden olduğuna işarettir. Önceden bedenin yaratılışı gibi bir madde ve müddete ihtiyaç kalmadığını ifade eder.” buyurur.</p>
<p>Bahsimize konu olan bu âyet-i kerime akla engin bir ufuk açıyor. Önce topraktan Hz. Âdem (as.) yaratılıyor ve sonra ona &#8220;ol&#8221; emri veriliyor. Bu emirle Hz. Âdem’in (as.) topraktan inşa edilen cesedi ruha, hayata kavuşuyor. Nitekim bu &#8220;ol&#8221; emrini büyük müfessir Elmalılı Hamdi Efendi, “Canlı bir mahlûk kesil.” şeklinde tefsir ediyor. Zira, zaten var olan bir nesneye yeniden &#8220;ol&#8221; emri verilmesi, onun yeni bir şekle girmesi demek olmalı, aksi halde bu emre bir mânâ vermek mümkün olmaz.</p>
<p>Buna göre, “İnsan bir anda yaratılıyor.” diyebiliriz. Ama, elbisesi dokuz ayda inşa ediliyor. Diğer varlıklar da öyle. Çekirdeklerdeki ilâhî şifrenin teşekkülü de ruh gibi bir anda, daha doğrusu zamansız yaratılır, ama çekirdeğin ağaç olması yıllar sürer.</p>
<p>Şimdi bu âyetin penceresinden etrafımızdaki sonsuz faaliyetlere bir göz atalım ve &#8220;ol&#8221; emrini onlarda görelim, okuyalım.</p>
<p>Hidrojen ve oksijen bir &#8220;ol&#8221; emriyle su oluvermişlerdir. İki zıt kutup bir emirle birleşmiş ve bambaşka bir şey olmuşlardır. Yenilen gıda bir süre sonra insan tohumu olur, yine &#8220;ol&#8221; emriyle. Bu emir olmasa, yâni ilâhî kudret yaratmasa gıdayı insan yapmak mümkün mü?</p>
<p>Ve rahimde nutfeye yeni bir emir gelir: alâka &#8220;ol&#8221;. Bu emir ve benzerleri aralıksız tekrarlanır. İlâhî kudret ve irade o tohumu halden hâle evirip çevirir ve sonunda insan vücut bulur. Demek ki nutfeye “İnsan ol.” denmemiş, sadece “Alâka ol.” denmiştir. Eğer “İnsan ol.” emri verilseydi rahimde o an bebek teşekkül ederdi. Dünya hikmet âlemi olduğu için, yaratılış sebepler tahtında ve kademeli olarak icra edilmekte. Ve bu safha safha yaratılışla nice sanatlar sergilenmekte.</p>
<p>Bir anda insan yapmak Allah’a mahsus bir sanat. Aynı şekilde nutfe yaratmak, onu halden hâle çevirmek ve sonunda insan hâline sokmak da ayrı birer ilâhî sanat. Bu hikmet dünyasında bu ilâhî sanatların teşhir edilmesi için &#8220;ol&#8221; emri, “Son şeklini al.” şeklinde değil de, “Bir sonraki tavrına gir.” tarzında verilmiş oluyor.</p>
<p>Emdiğimiz havaya gırtlakta, ağız boşluğunda ve dudakta ayrı emirler veriliyor ve böylece değişik harfler dökülüyor ağzımızdan. Demek ki havaya emir var, “Ses ol.” diye. Hem de değişik şekillerde. Allah, ağız fabrikasında havadan ses yaratıyor; yine &#8220;ol&#8221; emriyle.</p>
<p>O ses, mübarek bir kelime ise, rahmanî bir hakikat terennüm ediyorsa yeni bir emir alıyor: &#8220;Melek ol&#8221;. Okunan tespihlerden, tekbirlerden, hamdlerden, yâni bütün mukaddes kelimelerden melek yaratılıyor. Havaya “Ses ol.” diyen, sese de “Melek ol.” diyebilir. Bu emre, bu iradeye karşı çıkacak kimdir?</p>
<p>Göz fabrikasına giren ışık da benzer bir emir alıyor: “Göz nuru ol.” Güzel bir cümle işitiyoruz. O söz aklımızda bilgi oluyor, yine “kün” emriyle. Kalp o sözden hoşlandı mı yeni bir emir geliyor: “Feyiz ol!”, “Huşû ol!”, “Sevgi ol!” diye&#8230;</p>
<p>Kısacası kâinat “kün” emrinin tecellileriyle dolu. Toprağa “Çiçek ol.” deniliyor; buluta “yağmur”&#8230;</p>
<p>Çekirdeğe “Ağaç ol!” emri geliyor, yumurtaya “civciv”&#8230;</p>
<p>Yediğimiz gıda, bedenimizde nice emirler almakta: &#8220;Et ol&#8221;, &#8220;ilik ol&#8221;, &#8220;kan ol&#8221;, &#8220;kemik ol&#8221;, &#8220;sinir ol&#8221;, &#8220;saç ol&#8221;, &#8220;tırnak ol&#8221; gibi&#8230;</p>
<p>Bir zamanlar maddeleri bir olan güneş sistemi de benzer emirler almıştı&#8230; &#8220;Dünya ol&#8221;, &#8220;Merkür ol&#8221;, &#8220;Ay ol&#8221; gibi&#8230;</p>
<p>Kün emrine akıl erdiremeyenlerin hayatları bu emrin cilveleriyle aralıksız kaynaşıyor. </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/95/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/95/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=95&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/allah%e2%80%99in-kun-yani-ol-emrini-nasil-anlamaliyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Yoktan yaratmayı kabul etmeyenlere nasıl cevap vermemiz gerekiyor?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jul 2009 17:15:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaratılış]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[ahiret]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[bidat]]></category>
		<category><![CDATA[Cehennem]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkıh]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[gelenek]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamiyet]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[kuran]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=93</guid>
		<description><![CDATA[Yaratma iki şekilde oluyor. Biri ibda yani vasıtasız, doğrudan doğruya yaratma, diğeri ise inşa yoluyla yani mevcut varlıklardan bir yenisini süzme, sebepler yoluyla yeni bir şey vücuda getirme şeklinde. Bunların her ikisinin de en güzel misali kendi varlığımızda bulunuyor. Ruhumuz ibdaya, bedenimiz inşaya misal. Ruh bir başka şey kullanılarak, vasıtalı olarak değil doğrudan yaratılıyor. Beden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=93&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaratma iki şekilde oluyor. Biri ibda yani vasıtasız, doğrudan doğruya yaratma, diğeri ise inşa yoluyla yani mevcut varlıklardan bir yenisini süzme, sebepler yoluyla yeni bir şey vücuda getirme şeklinde. Bunların her ikisinin de en güzel misali kendi varlığımızda bulunuyor. Ruhumuz ibdaya, bedenimiz inşaya misal. Ruh bir başka şey kullanılarak, vasıtalı olarak değil doğrudan yaratılıyor. Beden ise bu kainattan süzülen gıdaların baba ve anne denilen iki ayrı fabrikadan süzülmeleriyle yaratılıyor. Her ikisi de Allah’ın ayrı birer mucizesidir ve ayrı isimlerini ilan ederler.</p>
<p>Çevremizde gördüğümüz varlıkların bedenleri hep inşa yoluyla yaratıldığından ve biz ruhlar alemini, melekler aleminin göremediğimizden, bazıları yanlış bir mantıkla, yaratmayı sadece inşaya inhisar ettiriyorlar ve yoktan yaratmayı inkar ediyorlar.</p>
<p>“Yok var olmaz, var olan da yok olmaz.” sözü bir yönüyle doğru, diğer yönüyle yanlış. Bu sözü, maddeye ezeliyet isnat ederek yaratılışı inkâr maksadıyla söyleyenlere elbette katılmak mümkün değil. Doğru olan tarafı şu: Bugün gördüğümüz hiç bir varlık, yokluktan meydana gelmemiştir. Zira, varlık yokluğun zıddıdır. Bir şeyin kendi zıddına inkılap etmesi ise imkânsız. Kaldı ki, “yok var olur” dediğinizde, “yok” diye bir şeyin varlığını kabul etmiş olursunuz. Bu ise bir tezattır. O halde gerçeği şöylece ifade edebiliriz: Yok diye bir şey mevcut değildir. Görünen ve görünmeyen bütün âlemler, “yokluktan” değil, “yok iken” var edilmiş, varlık sahasına çıkarılmışlardır.</p>
<p>Cenâbı Hak, iman için, ibadet ve marifet için yarattığı insana, nice hakikatleri anlamanın da ölçülerini lütfetmiş. Bu, var olma olayının da en güzel bir misalini insan ruhunda buluruz: Bir cümleyi zihninizde kurup şekillendirdiğinizde, o cümle o anda sizin için varlık sahasına girmiştir. O artık yok değildir. Ama aynı cümle sizin dışınızdaki kimseler için yoktur. Ancak onu yazdığınızda yahut söylediğinizde cümle başkaları için de varlık sahasına çıkmış ve kabul edilmiş olur. Siz o cümleyi zihninizde kurmadan önce böyle bir cümle yoktu, ama yoklukta değildi. Siz onu yokluk denilen bir âlemden tutup da meydana çıkarmış değilsiniz.</p>
<p>Yokluk hiçbir varlığın tarlası değil, tezgâhı değil, yahut hammaddesi değil. Gördüğümüz bütün şu varlık âlemi de, yok iken yaratılmıştır, ama yokluktan yaratılmamıştır. Her varlığın şu harika nizamı, intizamı, hikmeti, faydası onun mükemmel bir plândan, yâni kaderden geldiğini açıkça ders verdiğine göre, ilâhî ilimde takdir edilen bir varlık mutlak yoklukta değildi. Ama biz o varlığı ancak yaratıldığı zaman görebiliyor ve ona ancak o zaman “var” diyebiliyoruz. Bu varlık, dünya sayfasından silindiği zaman da bizim için yok oluyor, ama yokluğa gitmiyor.</p>
<p>Yokluktan gelme olmadığı gibi, bunun bir sonucu olarak yokluğa gitme de yoktur. O halde, “Var olan yok olmaz.” sözü ancak, “Bu dünyadan giden varlıklar mutlak yokluğa düşmezler, Allah’ın ilminde varlıklarını sürdürürler.” mânâsında doğrudur.</p>
<p>Nur Külliyatından konumuza ışık tutan bir ders: “Adem-i mutlak zaten yoktur, çünkü bir ilm-i muhit var. Daire-i ilim içinde bulunan adem ise, adem-i haricîdir ve vücud-u ilmiye perde olmuş bir unvandır. Hatta bu mevcudat-ı ilmiyeye bazı ehl-i tahkik ayan-ı sabite tabir etmişler.” Ayan-ı sabite, “eşyanın ezelden beri ilm-i ilâhîde sabit olan hakikatleri” şeklinde tarif ediliyor. Bunun bir diğer ismi de “mahiyet.”</p>
<p>Cenabı Hakk’ın zâtı birdir ama isimleri yüzlerce, binlercedir. Hatta bazı zâtlara göre ilâhî isimler sonsuzdur. İşte bu isimler arasındaki farklılık, onların tecelli ettiği varlıkların da farklı mahiyette olmalarını zorunlu kılmıştır.</p>
<p>Bu ifadede bir kademe atlamış bulunuyoruz. İlâhî isimlerdeki farklılıklar, farklılığını netice verir, mahiyetlerin farklılığı da, mahlûkatın farklılığını. İlim dairesindeki eşyanın yanim mahiyetlerin müstakil bir varlıkları yoktur. İlim dairesindeki taş sert olmadığı gibi, insan da hayat sahibi değildir.</p>
<p>Allah’ın ezelî ilmindeki varlıklar, ancak yaratıldıklarında kendilerine bu âleme mahsus sıfatlar takılır. Bütün eşya, henüz yaratılmadan Allah’ın ezelî ilminde mevcuttur. Zamandan münezzeh olan Allah, eşya hakkında sonradan bilgi edinmekten münezzehtir.</p>
<p>“Eşya zevâl ve ademe gitmiyor, belki daire-i kudretten daire-i ilme geçiyorlar.” cümlesinde, “Eşya yokluk ve hiçlikten gelmiyorlar, belki ilim dairesinden kudret dairesine geçiyorlar.” hükmü de saklıdır. Zira, yokluğa gitmeyen yokluktan da gelmiyor demektir.</p>
<p>O halde, “Var yok olmaz, yok var olmaz.” sözünü söyleyenler, varlığı sadece madde âlemi olarak görmekle hataya düşmüşler, bu âlemin temel unsurlarının sabit kalmasını bir ilâhî nizam olarak değerlendirmek yerine, maddeye ezeliyet vermiş ve her şeyi maddenin yaptığını iddia etmekle hakikatten sapmış, hidayetten uzaklaşmışlardır. Ama bu cümleyi, “İlâhî ilimde mahiyetleri tahakkuk eden varlıkların bu âleme gelmeleri mutlak yokluktan değildir, bu dünyadan göçmeleri de yokluğa gitme değildir.” mânâsında kullansalardı, gerçeği ifade etmiş olurlardı.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/93/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/93/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=93&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/25/yoktan-yaratmayi-kabul-etmeyenlere-nasil-cevap-vermemiz-gerekiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Âhirzamanla ilgili hadisler niçin açıkça anlaşılmamaktadır?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 12:29:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahir Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=91</guid>
		<description><![CDATA[Ahirzamanla alakalı hadisleri bir kısmı müteşâbihattır. Yani mânâsı açık olmayan bir kısım teşbih ve temsillerle anlatılan mecaz ifadelerden ibarettir. Derin ve geniş mânâları ihtiva etmektedirler. Onun için muhkemât (dinin kesin emirlerini ifade eden ayet ve hadisler) gibi tefsir edilmez ve mânâsı herkesce bilinmez. Ancak ilimde derinlik kazananlar tevillerini yapabilirler. Vukûundan sonra da tevilleri anlaşılır. Sonra [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=91&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahirzamanla alakalı hadisleri bir kısmı müteşâbihattır. Yani mânâsı açık olmayan bir kısım teşbih ve temsillerle anlatılan mecaz ifadelerden ibarettir. Derin ve geniş mânâları ihtiva etmektedirler. Onun için muhkemât (dinin kesin emirlerini ifade eden ayet ve hadisler) gibi tefsir edilmez ve mânâsı herkesce bilinmez. Ancak ilimde derinlik kazananlar tevillerini yapabilirler. Vukûundan sonra da tevilleri anlaşılır.</p>
<p>Sonra gaybla ilgili hadiselerin bir kısmı Peygamberimize ayrıntılarıyla, bir kısmı da kısaca bildirilmiş, Peygamberimiz de kendi içtihadına göre en uygun tarzda tasvir etmiştir.</p>
<p>Öte yandan Resûlullah, &#8220;Dünya öküzle balığın üzerindedir&#8221;(*) örneğinde olduğu gibi bazı hakikatleri de teşbihler ve temsillerle anlatmış, bunlar da zamanla avam tarafından hakikat telakkì edilmiştir.</p>
<p>Bazı hadisler sadece Müslümanları ilgilendirdiği, bazıları hilâfet merkeziyle sınırlandırıldığı halde, âlimlerce bütün dünyaya şâmil olacak tarzda değerlendirilmiştir. Zikirhânelerin kapatılacağı ve ezan ve kàmetten Allah kelimelerinin kaldırılacağını gösteren, &#8220;Bir zaman gelecek, &#8216;Allah Allah&#8217; diyen kalmayacak&#8217;(1) rivayetinde olduğu gibi.</p>
<p>İşte bu ve buna benzer hususlar sebebiyledir ki, bu meselelerin içerisinden ancak ilimde derinlik kazanmış âlimler çıkabilir.</p>
<p>Müteşabih Hadisler</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;ın da, hadisin de muhkemât ve müteşâbihatı vardır. Muhkemâtın mânâsı açıktır, kolayca anlaşılır; müteşâbihatın anlaşılabilmesi için ise tevile ihtiyacı vardır.</p>
<p>Gaybla ilgili bir kısım hadiseleri, Cenab-ı Hakkın, Resûlullaha detayları ile bildirdiğini, onun da hiçbir tasarrufa girmeden olduğu gibi naklettiğini biliyoruz. Kur&#8217;ân&#8217;ın ve hadisin muhkemâtında olduğu gibi.</p>
<p>Bir kısmını da kısaca bildirmiş, tafsilat ve tasvirlerini Resûlullahın içtihadına bırakmıştır. Îmanla ilgili olmayan kâinat hadiseleri ve istikballe ilgili vukûâtta olduğu gibi. Bu kısmı Peygamberimiz (a.s.m.) belâğatıyla, temsillerle, imtihan sırrına uygun tarzda açıklamış, tasvir etmiştir.(2)</p>
<p>Arap edebiyatında teşbih, temsil ve tasvirlere sıkça rastlandığını, Resûlullahın da, &#8220;İnsanlara akılları seviyesince konuş&#8221;(3) hakikati gereğince onların anlayacağı dilden konuştuğunu, yer yer bazı temsil ve teşbihleri kullandığını da burada kaydedelim.</p>
<p>Evet, Resûlullah zaman olmuş teşbih ve temsillere başvurmuştur. Meselâ birgün sohbet esnasındayken bir gürültü işitilmiş, ferman etmişlerdi: &#8220;Bu gürültü, yetmiş seneden beri Cehenneme yuvarlanan bir taşın, bu dakikada Cehennemin dibine yetişip düşmesinin gürültüsüdür.&#8221; Bu garip hadiseden beş altı dakika sonra birisi gelmiş, &#8220;Yâ Resûlallah! Yetmiş yaşında bulunan filân münafık vefat etti, Cehenneme gitti&#8221;(4) demiş, Resûlullahın beliğâne kelâmının tevilini göstermişti.(5)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
(*) Cevabı için http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=article&amp;aid=2705<br />
(1) Tirmizî, Fiten: 35; Hakim, Müstedrek, 4:494, İbni Hıbban, Sahih: 8:299.<br />
(2) Şuâlar, s. 498.<br />
(3) Gazalî, İhyâü Ulûmiddin (Kahire: Müessesetü’l-Halebî ve Şürekâh nşr.: 1967), 1:82.<br />
(4) Müslim, Cennet: 31 (H. 2844); Müsned, 2:271; 3:341, 346, 360.<br />
(5) Şuâlar, s. 498, 499.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/91/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/91/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=91&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/ahirzamanla-ilgili-hadisler-nicin-acikca-anlasilmamaktadir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Mehdî ve Deccal inancının diğer dinlerden İslamiyete geçtiği iddiasına ne dersiniz ?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 12:28:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahir Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=89</guid>
		<description><![CDATA[Mehdî ve Deccal inancının şu veya bu şekilde hemen hemen bütün dinlerde bulunması, illâ ki onun bâtıllığını göstermediği gibi ondan etkilenmiş olabileceğine de işaret etmez. Aksine bütün insanlığı ilgilendirecek ehemmiyette bir konu olduğuna delil olabilir. İslâmın geliş sebeplerinden biri de semavî dinlerin doğru yönlerini teyid, yanlışlarını tashih etmek değil midir? Mevdudî, Mehdî inancının sadece diğer [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=89&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mehdî ve Deccal inancının şu veya bu şekilde hemen hemen bütün dinlerde bulunması, illâ ki onun bâtıllığını göstermediği gibi ondan etkilenmiş olabileceğine de işaret etmez. Aksine bütün insanlığı ilgilendirecek ehemmiyette bir konu olduğuna delil olabilir. İslâmın geliş sebeplerinden biri de semavî dinlerin doğru yönlerini teyid, yanlışlarını tashih etmek değil midir?</p>
<p>Mevdudî, Mehdî inancının sadece diğer dinlere ait cemaatlerde bulunduğu şeklindeki anlayışı bâtıl bir itikad olarak görmekte ve şöyle demektedir:<br />
“Dünyadaki hayatın son bulmadan, İslâmın dünya dini olarak zuhur edeceğini, keder ve ümitsizliğe kapılmış insanın kendi îcadı ve inancı olan bir sürü ‘izm’leri denedikten sonra Allah&#8217;ın ‘izm’ine ilticaya mecbur kalacağını, bu işin tahakkuku ise, Peygamber Efendimizin (a.s.m.) tarafından ortaya konulan ölçülerle hareket edecek, çalışacak ve İslâmı asıl hüviyeti ile yayacak olan bir lider tarafından mümkün olacağını, Peygamber Efendimiz gibi ondan evvel gelmiş olan peygamberlerin de kendi cemaatlerine söylemiş olabileceklerini zannetmekteyim. Hem de böyle bir tebşirâtın bâtıl tarafı nerede?”</p>
<p>Mevdûdî, Mehdî inancının gayr-ı müslim cemaatlerde de bulunuşunu açıklarken, bunu, diğer peygamberlerden gelen rivayetlerden aldıklarını, fakat hürafeler katarak yorumladıklarını da söyler.(1)</p>
<p>İslami kaynaklara İsrâliyât (Yahudi kaynakli bilgiler) karışmış olamaz mı?</p>
<p>Elbette mümkün. Ama bir sarraf hassasiyetiyle hareket eden ehl-i tahkik İslâm âlimleri bunlar içerisine girebilen İsrâliyâtı da ayıklamayı bir vazife bilmişlerdir. Deccalın bir adada bağlı olduğu, âhirzamanda çıkacağı ile ilgili ve İbni Sayyad hadisi bazı noktalardan tenkitlere tâbi tutulurken, İsrâliyatla ilgili rivayetler de bir bir ayıklanmıştır. Meselâ İbni Hacer el-Askalânî bazı hadislerin Ehl-i Kitaptan alınabileceğine işaret etmiştir. Ona göre &#8220;Deccal fitnesinden on iki bin erkek ve yedi bin kadın kurtulacaktır&#8221; meâlindeki rivayetle, &#8220;Deccal insan değil, altmış halkalı zincirle bağlanmış bir şeytandır&#8221; rivayetinin Ehl-i Kitaptan alınabileceğini söylemektedir.(2)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
(1) Ebû’l-A’lâ el-Mevdûdî, İslâmda İhyâ Hareketleri, çev. Halil Zefir. (Ankara: Hilal Yayınları: 1967), s.<br />
(2) İbni Hacer el-Askalânî, Fethu&#8217;l-Barî (Riyad: Muhibbüddin el-Hatip v.d. nşr.:1389), 16:205.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/89/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/89/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=89&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/mehdi-ve-deccal-inancinin-diger-dinlerden-islamiyete-gectigi-iddiasina-ne-dersiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Rivayetlerde Mehdi&#8217;den bahsediliyor mu ?</title>
		<link>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu/</link>
		<comments>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 12:27:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyunbloglarim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahir Zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://islamisohbetix.wordpress.com/?p=87</guid>
		<description><![CDATA[Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî açıkça zikredilmez. Ama işaretler bulunabilir. Mehdînin mânevî bir kurtarıcı, ıslahatçı olduğu düşünülürse, “Her milletin bir hâdîsi (yol göstericisi) vardır” 1 âyetinin mehdîye işaret ettiği söylenebilir. Ayrıca Kur&#8217;ân&#8217;da mehdî mânâsına gelen mühtedî kelimesi de üç yerde kullanılmaktadır. 2 Sünnette Mehdî Bir hadis-i şerifte her yüz senede bir müceddidin geleceği bildirilir.3Hadisin aslında geçen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=87&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî</p>
<p>Kur&#8217;ân&#8217;da Mehdî açıkça zikredilmez. Ama işaretler bulunabilir. Mehdînin mânevî bir kurtarıcı, ıslahatçı olduğu düşünülürse, “Her milletin bir hâdîsi (yol göstericisi) vardır” 1 âyetinin mehdîye işaret ettiği söylenebilir. Ayrıca Kur&#8217;ân&#8217;da mehdî mânâsına gelen mühtedî kelimesi de üç yerde kullanılmaktadır. 2</p>
<p>Sünnette Mehdî</p>
<p>Bir hadis-i şerifte her yüz senede bir müceddidin geleceği bildirilir.3Hadisin aslında geçen “men” edatı tekil anlama geldiği gibi çoğul için de kullanılabilmektedir. Bu durum, müceddidin bir değil, birkaç tane olabileceğini göstermektedir. Bu görüşün sahibi Iraklı âlim Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid, “Özellikle Müslümanların büyük bir gerileme yaşadığı, Cahiliye medeniyetinin her tarafı sardığı, vatanlarının sömürüldüğü, faziletlerinin kaybolduğu, mefhumlarının sefihleştiği, dinden şüpheye düşüldüğü ve varlıklarının yokluk tehdidi altında bulunduğu bir asırda…” kaydını düşerek, Bediüzzamanla birlikte Efganî, Muhammed Abduh, es-Sinûsî, Muhammed İkbal, Hasan el-Bennâ ve Abdülhamid bin Badis gibi zatları da müceddid olarak zikretmektedir.4</p>
<p>Kütüb-ü Sitte&#8217;den Ebû Davud, Tirmizî ve İbni Mâce&#8217;de mehdî açıkça zikredilmiştir. Buharî ve Müslim&#8217;de ise imam, halife tabirleriyle yer aldığı görülür. Meselâ İbni Hacer, Teftazanî ve el-Keşmirî, Buharî&#8217;de yer alan, “İmamınız sizden olduğu halde ibni Meryem indiği zaman haliniz nasıl olur?”5 hadisindeki &#8220;imam&#8221;dan maksadın Mehdî olduğunu kaydederler.6 İbni Hacer, bu rivayete dayanarak Hz. Mehdînin gelişiyle ilgili rivayetlerin sahih olduğu kanaatine varmakta, onun bu ümmetten olup Hz. İsa&#8217;nın onun arkasında namaz kılacağıyla ilgili rivayetlerin de mütevatir olduğuna dair İmam-ı Şafiî&#8217;den bir nakil yapmaktadır.7</p>
<p>Müslim&#8217;de, âhirzamanda gelen, bolluk ve refah dönemi yaşatan bir halifeden bahsedilmektedir8 ki âhirzamanda gelen bu halife de Hz. Mehdîdir.</p>
<p>Mehdîyle ilgili hadisler Kütüb-ü Sittenin birçoğunda yer alır. Ebû Davud önemine binâen ona, Sünen&#8217;inde ayrı bir bölüm ayırmıştır. Mehdî&#8217;yle ilgili hadislerin bazıları zayıf görülse de birçoğunun sahih olduğunu burada belirtelim.</p>
<p>Mehdi ile Alakalı Rivayetler Zayıf mıdır ?</p>
<p>Mehdîyle ilgili gerek Kütüb-ü Sitte ve gerekse diğer muteber hadis kitaplarında yer alan rivayetlerin ümmetçe kabul gördüğünü biliyoruz. Hadis metodolojisi açısından da bunları mevzû (uydurma) sayacak bir itiraza rastlanmamaktadır. Bazı hadislerin zayıflığı, genelde çağdaş âlimlerce söz konusu edilse de genel kanaat sahih hadislerin çokluğu yönündedir.</p>
<p>Bu tip hadislerin zayıflığını iddiâ edenler, genelde İbni Haldun&#8217;u kaynak gösterir, tereddüde düşerler. Oysa o bile konuyla ilgili az da olsa sahih hadislerin varlığını kabul etmiştir.9</p>
<p>Ebû Davud şârihi Azimâbâdî, İbni Haldun&#8217;un aksine Peygamberimizden itibaren bütün Müslümanların, Ehl-i Beytten dini güçlendirecek, adaleti hâkim kılacak, İslâm beldelerinde hâkimiyet kuracak Mehdî denilen bir zâtın geleceğine inandığını ve bu inancın meşhur olduğunu kaydeder. 10</p>
<p>el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenâsir&#8217;inde, İbni Haldun&#8217;un görüşlerine katılmaz, bu konuda çok sahih hadis bulunduğunu, hatta bunların tevatüre ulaştığını söyler. İbni Haldun&#8217;un ise sahanın uzmanı olmadığını, sahanın uzmanlarına müracaat edilmesi gerektiğini söyler. 11</p>
<p>Mevdûdî, Mehdî ile ilgili râvîlerin çoğunun Şiî olduğunu, Abbasîler döneminde hilafeti desteklemek maksadıyla hadis uydurulabileceğini—siyah sancaklılar hadisinde olduğu gibi— söylemekle birlikte bazı hadisleri de sahih kabul etmektedir. 12</p>
<p>Birkısım âlimler, Mehdî hakkındaki hadislerin bazılarına ilişseler de çoğunluğu onun geleceği ve bu konuda tevatürün bulunduğu kanaatindedirler. Çünkü bu hadisleri birçok meşhur Sahabî rivayet etmiş ve birçok sahih hadis kitabı kitaplarına almışlardır. Hadislerde yer alan bir kısım kapalılık, zayıflıklarından değil, müteşâbihât oluşundan kaynaklanmaktadır. Resûlullah makam ve konu gereği bunları veciz bir tarzda anlatmıştır. Meşhur hale gelen bu hadisler ümmetçe tereddüt edilmeden kabullenildiği içindir ki Kittanî bunların mütevatirü&#8217;l-mânâ olduğunu söylemektedir. 13</p>
<p>Allame Şevkanî de, Beklenen Mehdî, Deccal ve Mesih Hakkında Gelen Rivayetlerin Tevatür Derecesine Ulaştığının Açıklanması isimli bir kitap dahi yazmıştır. Mehdîyle ilgili hadislerin sayısının elliyi bulduğunu söylemektedir. Konuyla ilgili çokça Sahabe sözü vardır. Şevkanî bu hususta şunları söyler: “Beklenen Mehdî hakkında rivayet edilen hadislerin tevatür derecesine ulaştığı kesinlik kazanmıştır.” 14</p>
<p>İbni Hacer, Fethu&#8217;l-Barî&#8217;de Hz. Mehdî&#8217;nin bu ümmetten olacağı, Hz. İsa&#8217;nın (a.s.) onun arkasında namaz kılacağıyla ilgili hadislerin mütevatir olduklarını söylerler. 15</p>
<p>Teftazanî, Hz. Mehdî&#8217;nin çıkışı ve Hz. İsa&#8217;nın inişiyle ilgili birçok sahih hadis bulunduğunu, her ne kadar bunlar âhâd da olsa mütevatirü&#8217;l-mânâ olduklarını kaydetmektedir. Âlimlerin de Mehdî&#8217;nin, Fatıma evladından âdil bir imam olduğuna, Allahu Teâlânın dinine yardım etmesi için dileyeceği bir zamanda onu göndereceği inancına vardıklarını belirtmektedir. 16</p>
<p>İmam-ı Rabbanî de bu husustaki sahih hadislerin meşhur olduğunu, mânevî tevatür derecesinde olduğunu söyler. 17</p>
<p>Evet, ümmetin bu hususta icmaı vardır. 18 Doğrusu Deccal Mehdîsiz, Mehdî de Deccalsız düşünülemez. Biri varsa diğeri de olacaktır.</p>
<p>Çağdaş âlimlerden el-Bânî de, Mehdînin gelişini âlimlerin kabul ettiği bir hakikat olarak görür. 19</p>
<p>Bediüzzaman&#8217;ın görüşü ise şöyle:</p>
<p>    &#8220;Cenab-ı Hak, âhirzamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid, hem en büyük bir müceddit, hem hâkim, hem mehdî, hem mürşid, hem kutb-u âzam olan bir zât-ı nûrânîyi gönderecek ve o zât da Ehl-i Beyt-i Nebevîden olacaktır.&#8221; 20 </p>
<p>Sahih hadisleri Buharî ve Müslim&#8217;le sınırlayarak, &#8220;Bunlarda varsa sahihtirler. Yoksa zayıftırlar&#8221; mantığıyla yaklaşmak, hadis ilminden anlamamanın delilidir. Nasıl sahih hadisler bu ikisiyle, diğer Kütüb-ü Sitte&#8217;nin diğer dört kitabıyla sınırlandırılabilir? Oysa bunların dışında da birçok sahih hadis bulunmaktadır.</p>
<p>Hem bir meselenin îman esasları arasına girmesi ayrı şeydir, o meselenin vukûu ayrı şeydir. Buharî ve Müslim&#8217;de bulunmadığı halde—İstanbul&#8217;un fethiyle ilgili hadis-i şerifte olduğu gibi—gerçekleşen nice hadise vardır. Âhirzamanla, bilhassa Deccal, Süfyan ve Mehdî ilgili hadislerin bir kısmı da böyledir. Mühim olan bu konuların tevil ve izahlarını doğru olarak yapabilmektir. Bu da ilimde rüsûh peydâ etmekle mümkündür. Bu konuda, sahanın uzmanlarından olan Bediüzzaman&#8217;ın, mahkemede savcının, &#8220;İstinad ettiği hadisler zayıf ve hattâ mevzû olmakla beraber, tevilleri yanlıştır ve aslı yoktur&#8221; iddiasına verdiği cevap ölçü olabilecek niteliktedir:</p>
<p>    &#8220;Bütün ümmet bin senedenberi telakkì-i bilkabul ettiği ve âlem-i İslâm içinde az bir kısım ulemânın başta tevillerle bir derece za&#8217;fiyetine hükmettiklerine mukàbil, cumhur-u muhaddisîn (hadis âlimlerinin çoğu) ve ümmet-i Muhammediye (a.s.m.) kabul ettiği; âhirzamanda gelen bazı hadiseler hakkındaki muhtelif rivayetleri tevil, yani mümkün bir ihtimal mânâsıyla bu zamanda vukûa gelen ve gözle görülen hâdiselere tam mutabık çıkmasını beyana, dünyada hiçbir ehl-i ilim yanlış diyemez. Faraza o hadislerden birisi mevzû da olsa, mevzûun mânâsı &#8216;Hadis değil&#8217; demektir, yoksa &#8216;Mânâsı yanlıştır&#8217; demek değildir ki, darb-ı mesel nevinde, ümmet o rivayeti kabul etmiş. Bu nevî tevilâta yanlış diyenler kaç cihetle yanlış olduğu gibi, ümmetin telakkìsine ihanet ve hadisleri inkârdır.&#8221;21</p>
<p>Bediüzzaman, savcının, &#8220;&#8216;Bir kitapta Mehdîye dair hadislerin kâffesi (tamamı) zayıftır&#8217; denilmiş. Bunların zayıf ve muzdarip olduğunda ittifak vardır&#8221; iddiasına da şu cevabı vermişti:</p>
<p>    &#8220;Hangi mesele vardır ki bazı kitaplarda ona ilişilmesin. Hatta İbni Cevzî gibi büyük bir muhaddis bazı sahih ehadise mevzû dediğini, ulemâlar taaccüple nakletmişler. Hem, her zayıf veya mevzû hadisin mânâsı yanlıştır demek değildir. Belki an&#8217;aneli sened ile hadîsiyeti kat&#8217;î değildir demektir. Yoksa mânâsı hak ve hakikat olabilir.</p>
<p>    İttifak olmadığına bin seneden beri ehl-i hadis ve ümmetçe bu hakikatin devamı kat&#8217;î bir delildir.&#8221;22</p>
<p>Her asrın deccalları olduğu gibi, mehdîleri de vardır. Bunların herbiri ümmet-i Muhammed&#8217;in (a.s.m.) zor zamanlarında yardımlarına koşmuşlardır. Âhirzamanın büyük fitnesi zamanında ise büyük Mehdî vazifeye başlar.</p>
<p>Büyük Mehdînin diğerlerinden en önemli farkı siyaset, diyanet, saltanat, cihad gibi geniş çaplı birçok hizmeti birden omuzlamış olmasıdır. Diğer çağların mehdîleri ise bu hizmetlerin bütününü birden değil, sadece bir veya birkaçını üstlenmişlerdir. Meselâ siyaset âleminde Mehdî-i Abbasî, diyanet sahasında Gavs-ı Azam, Şah-ı Nakşibend, Aktab-ı Erbaa ve On İki İmam gibi büyük zâtlar büyük Mehdî&#8217;nin bazı görevlerini icra etmişlerdir.</p>
<p>İşte bu büyük zâtlar, büyük Mehdînin bir kısım vazifelerini yaptıkları içindir ki, bazı ehl-i tahkik Hz. Mehdî&#8217;nin çıktığına hükmetmişlerdir.23</p>
<p>Mektûbât&#8217;ta da buna benzer ifadeler yer alır:</p>
<p>    &#8220;Âhirzamanda gelen Mehdî gibi herbir asır Âl-i Beytten bir nevi Mehdî, belki mehdîler bulmuş. Hatta Âl-i Beytten madud olan (sayılan) Abbasiye hulefâsından, Büyük Mehdînin çok evsafına câmi bir mehdî bulmuş.</p>
<p>    İşte büyük Mehdîden evvel gelen emsalleri, nümûneleri olan hulefâ-yı mehdiyyîn (mehdî halifeler) ve aktab-ı mehdiyyîn (mehdî kutuplar) evsafları, Büyük Mehdînin çok evsafına karışmış ve ondan rivayetler ihtilâfa düşmüş.&#8221;24</p>
<p>İhtilâfın diğer bir önemli sebebi de, mehdîler hakkındaki rivayetlerdeki farklılıklardır. Bu husustaki hadisleri tefsir eden âlimler, hadislerin metinlerine tefsirlerini ve çıkardıkları hükümleri tatbik edip zamanlarında saltanat merkezi Medine veya Şam&#8217;da olduğu için Şam, Basra, Kûfe gibi yerlerde çıkacaklarını tasavvur edip bütün dünya tanıyacakmışcasına bir vaziyet vermişlerdir. Halbuki herkes tanımış olsa, imtihan sırrına ters düşer. Oysa imtihanın sırrı odur ki akla kapı açılmalı, irade elden alınmamalıdır. Deccal ve Süfyanı bir çok insanın tanıyamamalarının temelinde de bu yatmaktadır.25</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;<br />
1 Ra&#8217;d Sûresi,13:7.<br />
2 A&#8217;raf Sûresi, 7:178; İsrâ Sûresi, 17:97; Kehf Sûresi, 18:17.<br />
3 Ebû Davud, Melahim: 31.<br />
4 Prof. Dr. Muhsin Abdülhamid, 3. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu, “Modern asrın kelâm düşünürü Bediüzzaman” isimli tebliğinden.<br />
5 Buharî, Enbiya: 49.<br />
6 İbni Hacer, Fethu&#8217;l-Barî, 6:570; Teftazanî, Şerhu&#8217;l-Makàsıd, 5:314; el-Keşmirî, Muhammed Enver Şah el-Hindî, et-Tasrih bimâ tevâtere fî nüzûli’l-Mesih (Halep: 1385/1965), s. 97.<br />
7 Teftazanî, Şerhu&#8217;l-Makasıd, V:314.<br />
8 Müslim, Fiten: 67-69.<br />
9 İbni Haldun, Mukaddime. çev. Zakir Kadiri Ugan (Ankara: MEB Yayınları, 1970), II:<br />
10 Canan, A.g.e., 14:77.<br />
11 el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenâsır, s. 145-146.<br />
12 Mevdûdî, Meseleler ve Çözümleri, çev. Yusuf Kara (İstanbul: 1990), s. 45.<br />
13 el-Kittanî, Nazmü&#8217;l-Mütenasir, s. 144-6.<br />
14 Sıddık Hasan Han, el-İzaa, s. 114; Said Havva, el-Esas fi&#8217;s-Sünne, 9:335, 6.<br />
15 İbni Mâce, 10:338.<br />
16 Teftazanî, A.g.e., 2:307.<br />
17 İmam-ı Rabbanî, Mektûbât, 2:250.<br />
18 Ebû Hayyan Muhammed bin Yusuf el-Endülüsî, el-Bahru’l-Muhît, I-VIII (Beyrut: 1983), 2:473.<br />
19 Sarıtoprak, Bediüzzaman Said Nursî&#8217;ye göre Mehdîlik Meselesi, Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu (3) Tebliğinden.<br />
20 Nursî, Mektûbât, s. 411.<br />
21 Nursî, Şuâlar, s. 360.<br />
22 A.g.e., s. 364.<br />
23 A.g.e., s. 509-510.<br />
24 Nursî, Mektûbât, s. 96.<br />
25 Nursî, Şuâlar, s. 505; Nursî, Sözler, s. 310.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/islamisohbetix.wordpress.com/87/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/islamisohbetix.wordpress.com/87/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=islamisohbetix.wordpress.com&amp;blog=8026370&amp;post=87&amp;subd=islamisohbetix&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://islamisohbetix.wordpress.com/2009/07/18/rivayetlerde-mehdiden-bahsediliyor-mu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/7703926fac19814dd3a2ba995751f2c3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">oyunbloglarim</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
